Metal Fırtına – Orkun Uçar & Burak Turna

Askerden geldiğimden beri -1,5 yıl oluyor- kitap okuma alışkanlığımı bir türlü düzene sokamamıştım. Yaklaşık bir 5-6 ay kadar önce Nutuk’u okumaya başlamıştım ve bir türlü bitmemişti. Çok fazla telgraf yazışmaları, çok fazla tarihler, her okuduğum bölümde birkaç bölüm önce ne olmuştu diye düşünmelerim ve kitapta bulunan çok fazla anlam düşüklükleri beni baya bir soğutmuştu. Başladığım kitabı da bitirmeden bırakmadığım için Nutuk’u bitirmem 5-6 ay kadar sürdü. Nutuk’ta ilgimi çeken, altını çizdiğim çok fazla yer var. Bunun için üşenmezsem ayrı bir yazı yazmayı da düşünüyorum.

Nutuk’u bitirdikten sonra tekrar okuma alışkanlığımı pekiştirmem gerekiyordu ve bunun için fikir veya tarih kitaplarından ziyade çerezlik bir romana başlamak daha doğruydu. Kitaplığımda bulunan ve lise yıllarında çok fazla okumak isteyip de okumadığım Metal Fırtına’nın doğru tercih olduğunu düşünerek okumaya başladım ve birkaç günde de bitti zaten. Kitabın lise yıllarımda deli gibi sattığını ve herkesin elinde olduğunu anımsıyorum.

Orkun Uçar ve Burak Turna tarafından 2004’te yazılan kitap 2007 yılında Amerika’nın Türkiye’ye açtığı savaşı konu alıyor. İsmi de operasyonun adı. Kitabın ismi ve konusunu duyunca zaten bir miktar heyecanlanıyorsunuz. Okumaya başlayınca da bir solukta bitiriyorsunuz. Her ne kadar zevkle okuyacağınız bir kitap olsa da, kurgu olarak sizi içine çekse de kitapta çok fazla tutarsızlık ve mübalağalar mevcut. Öyle ki Amerika’nın göbeği Washington’da patlayan nükleer bombayı sadece bir sayfada anlatıp geçmekten tutun da Türk ordusunun tamamen hazırlıksız yakalanması, modifiye edilmiş uçaklardan atılan otobüs büyüklüğündeki bombalar, savaşın çıkmasına sebep olan kişinin çok basit bir şekilde yakalanması gibi bazı saçmalıklar kitabı bitirdikten sonra aklınıza geliyor. Ama dediğim gibi kurgu öyle bir yapılmış ki kitabı okurken bunlar gözünüze pek batmıyor. Hatta kimi zaman kendinizi savaşın ortasında bile bulabiliyorsunuz. Ben kitaba kendimi o kadar kaptırmıştım ki rüyamda askerde olduğumu, topçu bataryalarımızdan birinin vurulduğunu görmüştüm.

Kitap bittikten sonra Amerika’nın yedi ceddini yâd etmeniz oldukça muhtemel. Özellikle o şimarık başkanlarına oldukça güzel küfürler edebilirsiniz.

Kitap hakkında fazlasıyla spoiler verdim ama bir bölümden daha bahsetmek istiyorum. Amerika Türkiye’ye savaş açmış, televizyon kanalları da bunu halka duyuruyor. O sırada İstanbul’un herhangi bir yerinde kapkaççılık yapmaya hazırlanan biri kahvenin televizyonundan başbakanın sesini duyar ve Amerika’nın Türkiye’ye savaş açtığını öğrenir. Daha sonra kahveciye en yakın askerlik şubesinin yerini sorar. Bence güzel bir ayrıntı olmuş.

Merak ettiğim bir konu ise kitapta dönemin başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ve diğer siyasilerin ismi geçerken neden dönemin komutanlarının ismi geçmiyor? Neden Hilmi Özkök yazmadılar da Hikmet Pars yazdılar? Bu soruyu kitabın yazarlarına mail atıp soracağım. Dönüş yaparlarsa buradan da paylaşırım.

Kitabın yazarları ilk kitabı birlikte yazdıktan sonra ayrılıp her ikisi de kendi başına Metal Fırtına serisini devam ettiriyorlar. Neden ayrıldıklarını bir türlü bulamadım. Fakat bir yerde bu kitaptaki abartıların Burak Turna tarafından yazıldığını, Orkun Uçar’ın daha sonra kendi başına devam ettirdiği serinin daha mantığa uygun olduğunu okudum. Serinin devamını okur muyum pek bilmiyorum.

Kitabı mantığınıza oturtarak okuyacaksanız okumanızı tavsiye etmem. Fakat çerez niyetine, sıkılmadan okuyayım derseniz tam aradığınız kitap olabilir, belki de aradığınızdan fazlası. Velhasıl sürükleyici bir politik kurguya sahip roman olarak bakmalısınız kitaba.

Umarım okuduklarım kategorisine yazmaya devam ederim. En son 2016’nın Aralık ayında Deccal Tabakta kitabı hakkında bir yazı yazmışım. Aradan geçen 3,5 yılda onlarca kitap okumama rağmen okuduğum kitaplar hakkında yazı yazmadığıma baya pişmanım.

Bunları da okuyabilirsin
Yazı hakkındaki yorumun nedir?

5 Yorum
  1. İbrahim Kavaklı
    26 Nisan 2020 - 23:35
    Cevapla
    • Usluer
      27 Nisan 2020 - 18:27
      Cevapla
  2. faydeon
    30 Nisan 2020 - 12:14
    Cevapla
  3. Kültürel Bellek
    7 Mayıs 2020 - 16:40
    Cevapla
    • Usluer
      7 Mayıs 2020 - 20:52
      Cevapla