Sen Daha İyilerine Layıksın Xiaomi

Geçtiğimiz cuma günü itibariyle yaklaşık 3 yıldır kullanmakta olduğum telefonumdan ayrılmak zorunda kaldım. Bu kararı vermek hiç de kolay olmadı aslında. Önce bu kararı neden verdiğimi açıklamama izin verin. Aslında telefonumla aramızda oldukça düzeyli bir ilişki vardı. Belki bir Pubg oynatmıyordu ama maillerimi kontrol etmeme, işlerimi halletmeme izin veriyordu. Kamerası da fena değildi işte. Fakat bu düşüncelerim birkaç ay öncesinde değişmeye başladı. Yıllardır aramızda hiçbir sorun olmamasına rağmen şarj konusunda beni üzmeye başlaması bir anda kendisinden soğumama sebep oldu. Ama ben yine de ısrar ettim, yılların hatrı var, bu sorunun da üstesinden geliriz diye düşündüm ve sıfır pil alıp değiştirdim. Yine arkadaşlarım Pubg oynarken ben onları izlemekle yetiniyordum ama olsundu, artık günde 3-4 kez telefonu şarj etmek zorunda değildim. (Hala 1-2 kez şarj ediyordum ama.) Ben sorunumuzu çözdüğümüzü düşünüyordum, meğer çözmemişiz. Çünkü kısa sürede yine eski haline döndü. Onun şarjı bittikçe bu sefer de ben problem çıkarmaya başlamıştım. Neden Pubg oynatmıyordu, neden çok çabuk ısınıyordu, neden parmak izi ilk günkü gibi çalışmıyordu? Derken beklenen son gerçekleşti.

Telefonum ile ayrılık kararını almadan önce yeni arayışlar edinmeye başlamıştım elbette. Önce kendimi garantiye almalıydım. Ülkemizde resmi yollardan satılan telefonlar fiyat olarak aşırı fazla olduğu için hiç Türkiye’den almayı düşünmedim. Zaten Mi 5s’i de kaçak yollardan edindiğim için bu konuda da tecrübeliydim. Fakat amiral gemi diye bahsettiğimiz telefonlar malum yollarla ülkemize girse bile yine de pahalıydı. Orta segmentli bir telefon almaya karar vermiştim ki o sihirli cümleyi kurdum kendi kendime; almışken iyisi olsun. İlk düşüncem yine Xiaomi’den yanaydı. Yılların birlikteliği, sadece telefon olarak değil farklı ürünlerini de kullandığım için Xiaomi’den başkasını düşünemezdim elbette. Tam ben telefonumdan ayrılmaya karar verdiğimde Mi 9 piyasaya çıktı. Tüm özellikleriyle muazzam, fiyat olarak da Türkiye’de satılan amiral gemilerin çok çok altında. Ama bir sorun vardı işte. Sanırım Xiaomi’den sıkılmıştım artık, Xiaomi’nin o klasik arayüzü sıkmıştı beni. Sonra onu gördüm, OnePlus. Hele o 7 Pro modeli yok mu, inanılmazdı. Ekran gövde oranından tutun da piline kadar kusursuz bir telefon. Tabi fiyatı da telefonun kendisi kadar güzel olunca birkaç günlük düşünce sürecinden sonra pro olanından vazgeçip sadece 7 olanı hakkında araştırmalar yapmaya başladım. Araştırmalarım sonucu da bana Xiaomi’yi unutturacağına kanaat getirdim.

Neden OnePlus da bir başkası değil peki? Samsung, iPhone gibi telefonları tercih etmememin temel sebebinden yukarıda bahsetmiştim zaten. Diğer Çin menşeili telefonlarda da imei ve band 20 sorunu olduğu için ve bu sorunlar OnePlus’ta olmadığı için OnePlus’ı tercih ettim. Teknik özellikler bakımındandan diğer amiral gemilerden ayrılan bir yanı yok aslında. Hemen hemen tüm özellikleri aynı. Fakat eski telefonumla kıyaslarsam kesinlikle devasa farklar var diyebilirim. Ekran olarak oldukça büyük ve ekran gövde oranı harika. Başlarda baş parmağımda yorulmalar olsa da şu an alıştım diyebilirim. Kamerası için çok bir şey diyemiyorum. Sanırım iyi. Çünkü telefondan, fotoğraf makinesi performansı beklemediğim için bu konuda Mi 5s’de işimi görüyordu. Artık Pubg oynayabiliyorum. Mesela bugün 5 oyundan 4’ünü kazandık. Hem de saatlerce oynamamıza rağmen ufacık bir takılma, ısınma dahi olmadı. Arayüz olarak da saf Android görünümünde olsa da Oxygen OS kullanmakta. Saf Android’den kopulmamış ama üzerine harika özellikler eklemişler. Ekran altı parmak izi okuma, yüz kilidi, oyun modu gibi diğer amiral gemilerde olan özellikler bu telefonda da mevcut. Bunlar dışında sevdiğim bir yenilik ise telefonun sağında bulunan üç aşamalı bir buton. Bu buton sayesinde telefonun kilidini açmadan telefonu sessize, titreşime veya sesliye alabiliyorsunuz. Son olarak telefonun pili, tam tamına 3700 mAh bir pile sahip. 3700 mAh ne demek diye sorarsanız sabah telefonu tamamen dolu bir şekilde şarjdan çıkardığımda ertesi sabah şarja takabiliyorum. Üstelik pili uzun gitsin diye ekstra bir çaba da sarf etmiyorum. Bir de dash charge denilen bir özellik ile telefonu çok kısa sürede yüzde yüz şarj edebiliyorum. Xiaomi’den soğumama sebep olan bu durum şu an için OnePlus’a aşık olmama yetti. Fakat biliyorum ki aradan aylar, yıllar geçtikten sonra bu konu yüzünden OnePlus’la da aramız açılacak.

Telefonu kısa süredir kullanıyorum fakat kullandığım süre içerisinde eksikliğini hissettiğim tek şey ve benim için en önemli özelliklerden biri olan bildirim ledi oldu. Bu telefonda bildirim ledi yok. Gerçi ekranda o ledi koyacakları bir alan da yok ama bir yere sıkıştırsanız fena mı olurdu be kardeşim. Neyse artık, seni de böyle seveceğiz OnePlus.

12 yılda 6 telefon, bu da 7. telefonum. Vay be, Nokia 6070 ile başlayan serüven nerelere gelmiş.

Bunları da okuyabilirsin
Yazı hakkındaki yorumunuz nedir?

7 Yorum
  1. Çağrı Mustafa Alkan
    1 Temmuz 2019 - 09:04
    Cevapla
    • Usluer Yazar
      1 Temmuz 2019 - 19:53
      Cevapla
  2. Nizamettin
    1 Temmuz 2019 - 15:35
    Cevapla
    • Usluer Yazar
      1 Temmuz 2019 - 19:40
      Cevapla
  3. Fakir Yazar
    2 Temmuz 2019 - 17:33
    Cevapla
  4. Mehmet Akar
    6 Temmuz 2019 - 13:16
    Cevapla
  5. kulturelbellek
    10 Temmuz 2019 - 15:46
    Cevapla